Adam olana bir söz yeter: Dürüst, anlayışlı ve iyi ahlâklı kimselere
bir şeyi bir defa söylemek yeterlidir. İstenileni yapmak için tekrar
tekrarikaz etmek zorunda kalınan insanlarda akıl, ahlâk veya kişilik
yönünden eksiklik var demektir. Bir konuda anlayışsızlık göstermek art
niyet belirtisidir. Bir kimseye bir iş yaptırmak bir öğüt vermek
veya doğru yolu göstermek hususunda yakınırken söylenir. Az
söyle, çok dinle: Konuşmak insanoğluna bağışlanan nimetlerin en
büyüklerindendir. Buna rağmen yerinde ve uygun konuşma, herkesin
başaramadığı bir meziyettir. Sözün en güzeli, az ve öz olanıdır.
İnsanın karşılaştığı kötü durumların pek çoğu d li yüzündendir. Çok
konuşan çok hata yapar. Sırf konuşmuş olmak için veya gereksiz yere
konuşanların başı dertten kurtulamaz. Oysa az konuşup çok,
dinlemenin pek çok yararları vardır. Gerekmedikçe konuşmamak bir
saadet, çok dinlemek de bir erdemdir. Herkesin bu kurala uyması
gerekir. Çok konuşanlara tembih, yetişme çağındaki insanlara tavsiye
için söylenir. Büyük lokma ye (de) büyük söyleme: Başkalarını
eleştirirken onlar ınamamak gerekir. Eleştiriler genellikle yapıcı
olmalı, hele hele kendimizi eleştirilen kişiden asla üstün
görmemelidir. Büyük konuşmak insanın değerini azaltır. Kaldı ki
başkalarını kınayan kişi çok zaman aynı duruma kendisi de
düşmüştür. Ayıplamak, ayıplanan durumu davet etmek gibidir.
Kendilerini üstün görme çabasıyla başkaları aleyhinde atıp tutanlara
bir tembih sözü olarak söylenir. Derdini söyleyemeyen, derman bulamaz:
Çaresizlik içinde bocaladığımız birçok durumlar vardır ki başkalarına
açılamadığımız için bir çıkış yolu bulamayız. İnsanın tek başına
halledemeyeceği müşküller olabilir. Bu durumda bize yardım
dokunabilecek birisine müracaat etmek kaçınılmazdır. Aksi takdirde içe
gömülen dertler, kişileri ruh bunalımlarına sürükleyebilir. Zor
anlarda bir yol gösteri aramanın gerektiğ ini vurgulamak için
söylenir. Dil epsem (olsa), baş esen (olur): (Epsem: Suskun)
insanların başına gelen felâketlerin pek çoğu, dillerini
tutamadıklarındandır. Her şeyi her yerde söyleyen densiz ve gevezeler
elbette birtakım şimşekleri üzerlerine çekerler. Diline hakim olamayan
kişi de elbette kötü uygunsuz sözlerinin cezasını görür. (Ayrıca .
Bülbülün çektiği dili belâsıdır.) konuşurken düşünmek ve temkinli
davranmak ile ya hayrı konuşmak veya susmak gerektiğini anlatır. Dilin
kemiği yoktur: Kişiler değişik zamanlarda apayrı fikirleri
savunabilir; bugün kara dediklerine yarın ak diyebilirler. Konuşmak
kolaydır, atıp tutmak da. Ama iş icraata gelince söyleneni yapmak
güçleşir. Hele hele kötü sözler söyleyip tehditler savurmak asla hoş
görülmez. Uygunsuz ve kabul edilemeyecek sözler söyleyen kişiler
hakkında kullanılır. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar: Toplumlar
genel eğilimlerine göre sosyal hayatlarını düzenlerler ve
toplumun genel gidişatı bireyleri de etkiler. Herkesin yalancı,
düzenbaz, ahlâksız olduğu bir toplumda birilerinin dürüst, doğru ve
iyi olması hazmedilemez. Daima hakkı, haklıyı gözeten doğruyu söyleyen
böyle kişiler, başkalarının çıkarlarına engel oldukları için
dışlanırlar ve zulüm görürler. Ne olursa olsun doğrudan ayrılmamak
gerekir. Başkaları bana zarar verir korkusuyla gerçekleri söylememek,
toplumları yıkan en kötü hastalıktır. Hak’tan yana olup doğruyu
söylediği için zarar gören insanları teselli amacıyla söylenir.
Doğru söz acıdır: Kötü davranışları alışkanlık edinen ahlâksız
insanlar bile ahlâklı ve dürüst olmayı ister, böyle görünmeye can
atarlar. Çünkü çıkarları bunu gerektirir. Bir gün birinin çıkıp onlar
hakkındaki gerçekleri bütün çıplaklığıyla söylemesi onlara çok acı
gelir. Ancak yine de doğru sözü söylemekten kaçınmamalıdır. Menfaate
dokunan gerçeklerin söz konusu edildiği zamanlarda söylenir.
Doğru söze ne denir!.. Gerçekler yorum kabul etmez. Onlar hakkında art
niyetli söylenecek her söz sahibine zarar verir. Bu bakımdan doğru,
mantıklı ve güzel çözümler getiren sözler tartışılamaz. Atasözleri
buna misaldir; aksini söylemek pek mümkün değildir. Doğru bir sözü
kabullenmek gerektiğini tavsiye için söylenir. Doğru söz yemin
istemez: Yemin, bir sözün doğruluğunu ispatlamak üzere çok
gerekli hâllerde başvurulan bir ahittir. İnsanlar yalan
söylemedikleri zaman yemine ihtiyaç kalmaz. Bu bakımdan
Türk-İslâm töresinde yemin hoş karşılanmamaktadır. Doğru söz,
başka olaylarca da desteklenir. Oysa bir sözün yalan olması, ilgili
olaylarla da ortaya çıkabilir. Bu bakımdan asla yemine ihtiyaç
|
|
|
|